MEDYA EKONOMİSİ VE İŞLETMECİLİĞİ Dersi SİNEMA SEKTÖRÜNÜN EKONOMİSİ VE İŞLETMECİLİĞİ soru cevapları:

Toplam 61 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU: Blu-ray Disc (BD) nedir?


CEVAP: Blu-ray Disc (BD), birçok teknoloji ve eğlence firmasının bir araya gelerek oluşturduğu yüksek kapasiteli yeni nesil optik disktir. Yüksek çözünürlüklü ve uzun süreli görüntülerin saklanmasına olanak veren BD’nin, gelecekte DVD’nin yerini alacağı düşünülmektedir.

#2

SORU: Film çalışmaları nedir?


CEVAP: Film çalışmaları, film üzerine her türlü incelemeyi içeren film studies sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan bir disiplinin adıdır. Türkiye’de sinemafilm üzerine yapılan çalışmalar, son yıllarda film çalışmaları/ araştırmaları olarak adlandırılmaktadır.

#3

SORU: Sinema endüstrisinin temel bileşenlerini ve değer zincirini oluşturan süreçler nelerdir?


CEVAP: Sinemanın bir sektör olarak temel yapılanmasını oluşturan ve filmin bir meta olarak alım-satımını içerdiğinden ekonomik ve politik süreçleri kapsayan üretim, dağıtım ve gösterim süreci, sinema endüstrisinin temel bileşenlerini ve değer zincirini oluşturur.

#4

SORU: Film prodüksiyonunu temel alan sinema endüstrisinde üretim süreci kaç aşamadan oluşur? Bu aşamalar nelerdir?


CEVAP: Film prodüksiyonunu temel alan sinema endüstrisinde üretim süreci, üçü temel olmak üzere yedi aşamadan oluşur. Bu aşamalar; 1. Fikrin oluşumu, 2. Finans, 3. Pre-prodüksiyon (üretim öncesi), 4. Prodüksiyon (üretim), 5. Post-prodüksiyon (üretim-sonrası), 6. Dağıtım, 7. Gösterim.

#5

SORU: Değer zinciri (value chain) nedir?


CEVAP: Değer zinciri (value chain), bir hizmet veya ürünün, düşünsel gelişim noktasından başlayarak birçok üretim sürecinden geçen (fiziksel değişim ve birçok değişik üretici hizmetlerinin katkısını da içermek üzere) ve nihai tüketiciye erişimine, kullanım sonrasına dek bir parçası olduğu tüm operasyonları açıklayan bir kavramdır.

#6

SORU: Prodüksiyon nedir?


CEVAP: Sinema, televizyon ve reklam için filmin fikir aşamasından, çekilmesine ve kurgulanıp satılabilen bir ürüne dönüştürüldüğü süreç, prodüksiyon olarak tanımlanabilir.

#7

SORU: Sinemanın değer zincirinin birinci ve ikinci halkaları nelerdir?


CEVAP: Sinemanın değer zincirinin birinci ve ikinci halkasını, fikrin oluşumu ile finans oluşturur. Finans aşaması, film için gerekli paranın sağlanmasını içerir ve bu süreci ağırlıklı olarak yapımcı yürütür. Üretim öncesi aşama ise, filmin senaryo yazımını kapsar. Çoğu kez bu iki aşama, eşzamanlı olarak ilerler.

#8

SORU: Yapımcının başlıca görevleri nelerdir?


CEVAP: Yapımcının başlıca görevleri, finans ve organizasyondur. Yapımcı, Bordwell ve Thompson’ın belirttiği gibi, film projelerini keşfeder ve yapım şirketlerini ya da dağıtımcıları filmi finanse etmek için ikna etmeye çalışır ve filmler için düşünceler geliştirebilir. Bu nedenle, Pardon’un da işaret ettiği gibi, yapımcının işi, yalnızca finans sağlamakla sınırlı değildir, aynı zamanda yaratıcı sorumlulukları da içerir. Senaryo yazımı boyunca gerekli finansal desteği sağlayan yapımcı, filmde çalışacak personeli de kiralar, çekim aşaması ve sonrasında yazar, yönetmen ve filmi finanse eden şirket arasındaki ilişkileri sürdürür. Film tamamlandıktan sonra da, filmin dağıtımını, tanıtımını ve pazarlanmasını düzenleyerek, filmin üretimine yatırılan paranın geri dönüşünü denetleme işini yapar.

#9

SORU: Başyapımcı (executive producer)kime denir?


CEVAP: Başyapımcı (executive producer), genellikle projenin finansmanını sağlayan ya da romanların telif haklarını alan kişidir.

#10

SORU: Değer zincirinin pre-prodüksiyon halkasının içeriği nedir?


CEVAP: Değer zincirinin pre-prodüksiyon halkası, prodüksiyon aşamasında gereksinim duyulacak insan ve teknik öğeler ile mekânın saptanmasını içerir. Gerekli teknik ekipman, malzeme, oyuncu gibi öğeler ile bütçe kalemleri oluşturulur ve gerektiğinde bunda değişiklikler söz konusu olabilir.

#11

SORU: Sahne tasarımcısının (production designer) görevi nedir?


CEVAP: Sahne tasarımcısı (production designer), filmin geçtiği ortamları görselleştirmekten sorumludur.

#12

SORU: Sanat yönetmeninin (art director) görevi nedir?


CEVAP: Sahne tasarımcısının gözetimi altında, sanat yönetmeni (art director) setlerin inşasını ve boyanmasını denetler.

#13

SORU: Kostümcünün (costume designer) görevi nedir?


CEVAP: Kostümcü (costume designer), yapım için giysilerin planlanmasından ve yapılmasından sorumludur.

#14

SORU: Reji ekibinin görevi nedir?


CEVAP: Reji ekibi, filmin çekim aşamasının planlanmasından ve plana uygun çekimin gerçekleştirilmesinden sorumludur.

#15

SORU: Değer zincirinin beşinci halkası nedir?


CEVAP: Değer zincirinin beşinci halkasındaki postprodüksiyon olarak adlandırılan çekim sonrası aşama, çekilen filmlerin kurgulanması, ses efektleri ve müzikle bağlanması, görüntülerin renk ve ışık düzenlemelerinin yapılarak gösterime hazır hale getirilmesini içerir. Bu aşamada müzik, ses, ışık, renk operatörleri ile kurgucu ve yönetmen etkindirler. Görüntü ve seslerle tamamlanmış olan filmin denetim kopyası yapımcı, yönetmen ve görüntü yönetmeninin onayından sonra basılan dağıtım kopyaları ile bu süreç tamamlanır. Ancak, sinema salonu gösterimi versiyonu yanında, televizyon ve DVD versiyonlarının hazırlanması da yapım aşamasına dâhildir. Filmin türüne göre, bu süreçte yapılacak işlemler de değişir ve bu işlemler de, post-prodüksiyonun süresini belirler. Ödül alan pek çok yönetmen, filmlerinin bu aşamasının birkaç ay sürdüğünü söylerken; televizyon dizilerinde bu sürenin birkaç gün ile sınırlandırıldığı görülür.

#16

SORU: Değer zincirinin altıncı halkası nedir?


CEVAP: Dağıtım, değer zincirinin altıncı halkasında yer alır ve tamamlanan filmin, gösterim için pazarlanmasını kapsar. Televizyon filmleri, doğrudan televizyonlarda gösterildiğinden, onların ayrı bir dağıtım ağı yoktur. Ancak, bir televizyon filmi ilk gösterimini yaptıktan sonra, başka ülkelerin televizyonlarının talep etmesiyle onlara da dağıtılabilir. Sinema filmlerinde ise, dağıtım, yerli, uluslararası ve küresel firmaların varlığını gerektirir. Eğer bir film dağıtılmazsa, gösterime de giremez. Bu aşamada dağıtım firmaları, filmin afişini tasarlar, tanıtımını yapar, filmin taşınma ve depolama işlerine ek olarak, ne kadar süre vizyonda kalacağına, hangi salonlarda gösterileceğine ilişkin çalışmalar yapar. Dağıtımcı, gösterimci ile eşdeyişle, sinema işletmecisi ile karşılaşır bu aşamada.

#17

SORU: Kinetoscope nedir?


CEVAP: Kinetoscope: Edison ve Dickson’ın 1881’de geliştirdiği, filmin, makinenin altındaki makaralardan geçerek dönen bir çembere yerleştirildiği, kişiye özel izleme olanağı sağlayan bir gösterim aygıtıdır. Bu araçta film izlemek için, filmi tekrar başa sarmak gerekmekteydi.

#18

SORU: Nickelodeon nedir?


CEVAP: Giriş ücretli olduğu için beş sent değerindeki nickel; Yunanca’da müzik ya da dramatik programlar için kullanılan küçük bina anlamındaki odeon sözcüklerinin birleşmesiyle oluşturulan, film gösterimlerinin yapıldığı sinema salonlarını tanımlar. Amerika’da Pittsburgh’da 1905’te, yalnızca film göstermek için açılan ilk yerleşik sinema salonuna verilen bu isim, zamanla koltuk sayısı 200’ü geçmeyen sinema salonları için de kullanılmıştır.

#19

SORU: Cinématographe’ nedir?


CEVAP: Yunanca hareketi yazmak anlamına gelen, Auguste Lumiére ve Louis Lumiére’in tasarladığı, 13 Şubat 1895te Fransa için patentini aldıkları, görüntüleri kaydetmeye ve bir ekran üzerinde yansıtmaya yarayan aygıttır.

#20

SORU: 1900’lerin başında sinema alanında dünya pazarını elinde tutan kıta hangisidir?


CEVAP: 1900’lerin başında, Evrim Töre Özkan’ın da belirttiği gibi sinema alanında dünya pazarını elinde tutan ülke Amerika değil, Avrupa olmuştu. Avrupa, Amerika pazarının da yaklaşık % 60’ına sahipti. Bu tarihlerde, Fransız film şirketleri, üretim ve dağıtım için tüm Avrupa’da Amerika’da şubeler açmakta, Danimarkalı film şirketleri, sinema filmlerinin atası olan tiyatro oyunlarının filmleştirilmesi konusunda uzmanlaşmakta, bazı İtalyan film şirketleri ise, uzun tarihi piyesleri Avrupa ve Amerika’da gösterime sunmaktaydı.

#21

SORU: Tröst nedir?


CEVAP: Tröst, serbest rekabete dayalı kapitalist ekonomik modelde, belli bir sanayi dalının bir ortaklar grubunun eline geçmesiyle oluşan bir tekelcilik biçimidir.

#22

SORU: Hollywood’un Altın Çağı hangi dönemi kapsamaktadır? Bu dönemi açıklayınız?


CEVAP: Birinci Dünya Savaşı nedeniyle Avrupa’da film üretimi, 1920’lerden sonra gelen devlet desteğine karşın duraklarken, Amerikan şirketleri, onların bıraktığı boşluğu doldurmuşlardı. Artık, sinema endüstrisinin galibi ABD idi.1920’lerden başlayan 1950’lere kadar süren dönem, üretim, dağıtım ve gösterimin her bir aşamasında uzmanlaşmış stüdyoların egemenliğinde olan Hollywood’un Altın Çağı idi. 1920’lerden 1950’li yıllara dek geçerli olan ve Hollywood’un Altın Çağı olarak adlandırılan bu dönemin en önemli özelliği, prodüksiyon, dağıtım ve gösterim aşamalarını bünyesinde toplamış olan büyük stüdyoların/majörlerin sinema endüstrisine egemen olmasıydı.

#23

SORU: 1920li yıllarda ABD sinema endüstrisinin film anlayışı ile Avrupa sinema endüstrisinin film anlayışı arasındaki fark nedir?


CEVAP: ABD’de sinema endüstrisi, filmin, tıpkı diğer ürünler gibi alınıp satıldığı bir mal olarak değerlendirilirken, Avrupa’da durum biraz daha farklıydı. Ticari bir ürün olmaktan çok, film sanat olarak görülmekte ve ABD’de olduğundan farklı biçimde devlet tarafından desteklenmekteydi. Örneğin, Almanya’da Universum Film A.G.’nin, diğer adıyla UFA’nın sermayesinin üçte birini devlet sağlıyordu. Sovyet sinema endüstrisi, 1917 Rus devriminden sonra ulusallaştırılmıştı. İtalya ve Almanya’daki faşist iktidarlar ise, tümüyle sinema endüstrisi üzerinde denetim kurmuşlardı. Ancak, çok geçmeden Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bozulan ekonomilerine koşut olarak film üretimleri düşen Avrupa’da da, Amerika egemen olmaya başlamıştı. Öyle ki, İngiltere’de parlamento, 1927’de ülkede İngiliz gösterimcilerin belli bir oranda İngiliz filmi göstermesini garanti altına alan yüzde beş kotasını dayatan Sinema Yasası’nı kabul etmişti.

#24

SORU: Dâhil etme kavramı nedir? Hollywood ve Dâhil etme kavramı arasındaki ilişkiyi açıklayınız?


CEVAP: Dâhil etme, Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin insanların bilinçlerini, düşünme biçimlerini, egemen ideolojinin işleyişini haklılaştıracak biçimde ele geçirmeyi içeren ideolojik hegemonya pratiklerinden biridir. Gerçekte sistem ya da egemen ideoloji karşıtı bir öğenin, karşı-ideolojik niteliklerinden arındırılarak egemen ideolojiyi haklılaştıracak biçimde sisteme katılmasını ifade eder. Hollywood da, kapitalist sistemin çıkarlarına aykırı bir unsuru, sistem için tehlikeli olan bu özelliklerinden ayırarak skendisine dâhil eder ve böylece onu zararsız hale getirmiş olur.

#25

SORU: Sinema ekonomisi ve işletmeciliğinde kaç tane model söz konusudur ve bunlar nelerdir?


CEVAP: Sinema ekonomisi ve işletmeciliğinde temelde iki model söz konusudur. Bunlar, liberal ve korumacı yaklaşımdır. Medya ve film araştırmacısı Toby Miller, bunları serbest piyasa endüstrisi ile devletçi-planlı sinema endüstrisi olarak sınıflar.

#26

SORU: Serbest piyasa sinema endüstrisi modelini açıklayınız? Serbest piyasa sinema endüstrisi modelinin temsilcilerine örnek veriniz?


CEVAP: Serbest piyasa sinema endüstrisi modeli, pazarı, sinema için insanların tercihlerini belirleyen ve düzenleyen bir sistem olarak sunar ve devlete, mülkiyet alanında devriye gezen -kimin neye sahip olduğuna ve şeylerin nasıl değiş tokuş edilmesi gerektiğine karar veren bir bekçiden başka bir rol vermeyi reddeder. Bu modelde, devlet film eğitimine, üretimine, dağıtımına ve gösterimine destek vermez ve ülkenin çıkarlarından önce, seyircinin/müşterinin beğenilerini öne çıkarır. Bu da, onun ihracata yönelmesini doğallaştırır. Sinemada üretim, dağıtım ve gösterimin liberal ekonomik politikalar uyarınca yapılması benimsendiğinden, tekel sınırlamaları söz konusudur ve telif haklarının korunması ilkesi benimsenmiştir. Filmlerin, şiddet ve cinsellik açısından topluma olumsuz etkisi olacağı endişesiyle bu model; ekonomik, ahlaki ve politik nedenlerle gerektiğinde sansürü öngörür. Özü itibariyle serbest piyasa modelinde, sinema, uyulacak kuralları hükümetlerce belirlenmiş; ancak, işleyişi özel girişimcilere bırakılmış ve kâra öncelik veren Hollywood, Bollywood ve Hong Kong tarafından temsil edilen bir modeldir.

#27

SORU: Devletçi-Planlı Sinema Endüstrisini açıklayınız?


CEVAP: Film eğitim ve üretimine destek verirken; dağıtım ve gösterimde bu desteği minimumda tutar. Devletin müdahaleci rolünü destekler, tekel sınırlamalarını savunur ve telif haklarının korunmasını benimser. Seyirci beğenilerinden önce, ülkenin ideolojisi önceliklidir. Bu nedenle, dışarıdan alınan filmlerin toplum üzerindeki yaratacağı etkiye dair daimi bir hükümet endişesi vardır. İnsanların kültürel açıdan geliştirilmesi gerektiğini savunur, estetiğe zorlar görünür ve bu nedenle de eleştirilir. Bununla birlikte, pazar ile toplum arasında bir denge de gütmeye çalışır. Devlet müdahalesini öngören korumacı yaklaşım, aslında ulusal kültürün tehdit altında olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu tehdit, politik, ideolojik, ekonomik ve kültürel görünümler altında ortaya çıkarak, ulusal kültür ürünlerini korumayı, desteklemeyi öngörür.

#28

SORU: Sinemasal okuryazarlık nedir?


CEVAP: Filmlerin anlatısal, görsel ve işitsel kodlarının, sinema akımlarının, film türlerinin, yönetmenlerin izleyiciler tarafından bilinmesi olarak tanımlayabileceğimiz sinemasal okuryazarlık, sinema endüstrisi açısından oldukça önemlidir. Filmlerin, gişe başarısını belirleyen izleyici beğenileri, bir yönüyle sinemasal okuryazarlığa dayanır.

#29

SORU: Blockbusternedir?


CEVAP: Blockbuster, büyük film şirketlerinin, film endüstrisinde kazanmak ve önde olmak için başvurdukları ve gişe başarısı dönüşü olan büyük bütçeli yapımları anlatır. Adını, İkinci Dünya Savaşı’nda bütün bir bloğu havaya uçuracak güçteki bombanın adından alan blockbuster, çok büyük başarıya ulaşan film demektir. Batı’da ortaya çıkan bu olgu, Hayward’a göre, film üretiminde iki duruma işaret eder. İlki, yüksek maliyet ve umulan ekonomik geri dönüştür. Diğeri ise, özel çekimler ve göz kamaştırıcı (yıldızlar, sahne, kostüm, teknik etkiler gibi) faktörleri, izleyiciyi çekebilmek için perdeye koymaktır.

#30

SORU: Dijitalleşmenin sinema endüstrisinde yarattığı yenilikler ve değişimler nelerdir?


CEVAP: Teknolojinin gelişiminin, sinema endüstrisinde yarattığı temel değişimlerden biri de dijitalleşmedir. Günümüzde filmler, kimyasal olarak üretişmiş film peliküllerine kaydedilmekten çok, giderek elektronik olarak kaydedilmektedir. Elektronik kayıt süreci, film üretiminde hem maliyeti düşürmüş hem de film şirketlerinin bağımlılığını azaltmıştır. Bir yönetmen, dijital olarak kaydettiği görüntüleri, bilgisayardaki bir dizi ses, efekt ve kurgu programları ile işleyebilmekte ve çoğaltabilmektedir. Film yapım maliyetini düşüren bu kolaylık, aynı zamanda uzmanlara bağımlılığı azaltmış ve sinemanın herkes tarafından yapılabilir olmasının yolunu açmıştır. Dolayısıyla bu da, film üretimini artırmıştır. Dijitalleşmenin başka bir sonucu da, filmleri koruma ve saklamaya ilişkin kolaylıktır. 16 mm ya da 35 mm çekilen filmlerin saklanması, belirli bir ısı, ışık ve nem oranı ile özel mekânlar gerektirirken, dijital filmlerin arşivlenmesinde bu denli özel koşullara gerek yoktur.

#31

SORU: Türkiye’de sinemanın bir endüstri haline gelişinin tarihi hangi yıllara denk gelir?


CEVAP: Türkiye’de sinemanın bir endüstri haline gelişinin tarihi, filmlerin kitlesel olarak izleyici ile buluşmaya başladığı 1950’li yıllara dek götürülebilir. Tarımda makineleşmenin başladığı, köyden kente göçün arttığı, Türkiye’nin Amerika ile daha sıkı bir ilişkiye girdiği ve serbest pazar ekonomisinin yavaş yavaş tohumlarının atıldığı 1950’li yıllar, aynı zamanda bir yönetmenler kuşağının da başlangıcına denk gelir. Sinemanın bir dil olmasını sağlayan Lütfi Ömer Akad, Osman Ferudun Seden gibi yönetmenler ile yerli filmler, bizi bize anlatan bir arena olmuştur.

#32

SORU: Rüsum nedir?


CEVAP: Rüsum, sinema biletlerinden alınan bir vergi olup; Yeşilçam döneminde bu oran yerli filmler için % 25 idi. 2004’te kabul edilen yasada ise, bilet satışından belediyelerin aldığı yüzde 10’luk eğlence vergisinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca alınması ve sinemanın desteklenmesi amacıyla verilecek yüzde 75’lik pay ile belediyelerin alacağı yüzde 25’lik payın bakanlıkça dağıtılması hükmü de getirilmiştir.

#33

SORU: Pursantajnedir?


CEVAP: Fransızca pourcentage sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan pursantaj, yüzdelik anlamına gelmektedir. Sinemada pursantaj ise, filmin sinema yaptığı gişe gelirinin yüzdelik oranlarına göre bölünmesidir. Belirlenen yüzdeleri ilgili birime ileten pursantaj görevlisi, bu işten belli bir komisyon alır. Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Yılmaz Güney’in de, bir dönem pursantaj memurluğu yaptığı bilinmektedir.

#34

SORU: Tam adıyla Yaratıcı Sinematografik Görsel-İşitsel Eserlerin Ortak Yapımı ve Dağıtımı için Oluşturulmuş Avrupa Destek Fonu olan Eurimagesin amaçları nelerdir?


CEVAP: Merkezi Strasbourg’da olan Eurimages’ın ekonomik ve kültürel olmak üzere iki amacı vardır. Ekonomik amacı, ticari başarıyı dikkate alan, aynı zamanda sinemanın diğer sanatlar gibi bir sanat olduğunu ve buna uygun hareket etmek gerektiğini gösteren bir endüstriye yatırım yapmaktır. Kültürel amacı ise, ortak kültürleri tek bir kültürle ortaya çıkan Avrupa toplumunun birçok yönünü yansıtan yapımları desteklemektir.

#35

SORU: Yerli sinema endüstrisinin temel sorunlarını, maddeler halinde sıralayınız?


CEVAP: • Kurumsallaşma eksikliği • Telif haklarına ilişkin yasal düzenlemelerin eksikliği • Altyapı eksikliği • Yasal olmayan film gösterimi ve satışı nedeniyle, büyük bir paranın sinema sektörüne akmayışı • Çalışma yaşamında kuralsızlık ve emek sömürüsü • Eğitim kurumları ile sinema endüstrisi arasındaki ilişkilerin gevşekliği • Finansman yetersizliği

#36

SORU: Yerli Dizi Yersiz Uzun Eyleminin sebebi nedir? Kimler tarafından ve hangi tarihte gerçekleştirilmiştir?


CEVAP: Yerli Dizi Yersiz Uzun Eylemi, 24 Aralık 2010 tarihinde İstanbul’da dizi film çalışanlarının gerçekleştirdiği eylemin adıdır. Televizyon dizilerinin uzunluğunu, çalışma sürecinin yorucu olduğunu, çalışanların sosyal güvenceden yoksun olduğunu protesto etmeyi ve bu konuda kamuoyunda bir farkındalık yaratmayı amaçlayan eylem, Senaryo Yazarları Derneği (SENDER) öncülüğünde, oyuncu meslek örgütleri ile birlikte düzenlenmiştir.

#37

SORU: Türkiye’de sinema endüstrisine ilişkin sorunlardan birisi olan kurumsallaşma eksikliğini ve bu sorunların çözümüne yönelik oluşumları açıklayınız?


CEVAP: Kurumsallaşma eksikliği: Öncelikle Türkiye’de, Batılı ülkelerde olduğu gibi, devlet tarafından desteklenen bağımsız bir sinema kurumu söz konusu değildir. Pek çok meslek birliğinin, sendikanın ve derneğin oluşturduğu Sinema Platformu; ardından, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecindeki hedefleri doğrultusunda Mart 2010’da kurulan Türkiye Sinema Konseyi, bu alandaki önemli gelişmelerdir. Konsey, kendisini ve amacını şöyle tanımlamaktadır: Türkiye Sinema Konseyi, Türkiye sinema sektöründe var olan meslek örgütleri, toplu telif ve hak izleme birlikleri ile festival düzenleyen kuruluşların delegelerinden oluşan bir zemin. Konsey’in amacı, farklı mecralar için film/drama üreten sinema sektörünün üretim, dağıtım, gösterim ve eğitim alanlarında yer alan farklı kesimlerin ortak çıkarlarını tanımlamak; iletişimini sağlamak, bu zeminde ortak politikalar üretmek; Dünyalılaşma sürecimize hız kazandırmak. Konseyin temel amacı, yönetsel ve mali açıdan sivil bir Özerk Sinema Kurumu oluşturmaktır. Türk sinemasının endüstrileşmesi için olumlu bir adım olsa da, konsey, aynı yıl yaşadığı bazı anlaşmazlıklar nedeniyle işlevsiz hale gelmiştir. Bu alandaki ikinci oluşum ise, Güç Birliği’dir. Güç Birliği, temelde ilgili bakanlığın, sinema endüstrisinin tek bir meslek örgütü ile sağlanmasına yönelik talepleri doğrultusunda, meslek birlikleri tarafından 2010 yılında oluşturulmuştur. Endüstrinin sorunlarını yasal zeminde tartışmak, çözüm önerileri üretmek ve bunları topluma aktarmak amacındaki Güç Birliği’nin henüz güçlü bir ses çıkardığı söylenemez.

#38

SORU: Set dekorcusunun (set decorator) görevi nedir?


CEVAP: Set dekorcusu (set decorator), genellikle iç mekân dekorlarında deneyimli biridir, setleri özel film çekim amaçlarına uygun olarak düzenler, aksesuvarları bulan personeli ve çekim sırasında setteki şeyleri düzenleyen bir set donatıcısını (set dresser) denetler.

#39

SORU:

Sinema sektörünün ekonomisinin değer üretim zinciri ne gerektirir?


CEVAP:

Sinema sektörünün ekonomisinin değer üretim zinciri; bir sinema filminin, yapım, üretim, dağıtım ve gösterim koşullarını düzenleyen kuralların ve kurumların incelenmesini gerektirir.


#40

SORU:

Blu-ray Disc (BD) nasıl tanımlanmaktadır? 


CEVAP:

Blu-ray Disc (BD), birçok teknoloji ve eğlence firmasının bir araya gelerek oluşturduğu yüksek kapasiteli yeni nesil optik disktir. Yüksek çözünürlüklü ve uzun süreli görüntülerin saklanmasına olanak veren BD’nin, gelecekte DVD’nin yerini alacağı düşünülmektedir.


#41

SORU:

Film kısaca nasıl tanımlanmaktadır? 


CEVAP:

Bir iletişim aracı, sanat formu ve eğlence aracı olarak sinemanın en önemli öğesi, filmdir. 


#42

SORU:

Film prodüksiyonunu temel alan sinema endüstrisinde üretim süreci aşamaları nelerdir? 


CEVAP:
  1. Fikrin oluşumu
  2. Finans
  3. Pre-prodüksiyon (üretim öncesi)
  4. Prodüksiyon (üretim)
  5. Post-prodüksiyon (üretim-sonrası)
  6. Dağıtım
  7. Gösterim

#43

SORU:

Filmin çekim öncesi ve sonrasında yapılacak işleri ve finansmanı ayarlamada sorumlu kişi kimdir? 


CEVAP:

Yapımcı, filmin çekim öncesi ve sonrasında yapılacak işleri ve finansmanı ayarlamaktan sorumludur.


#44

SORU:

Değer zincirinin pre-prodüksiyon halkası neyi içerir? 


CEVAP:

Değer zincirinin pre-prodüksiyon halkası, prodüksiyon aşamasında gereksinim duyulacak insan ve teknik öğeler ile mekânın saptanmasını içerir.


#45

SORU:

Set dekorcusunun görevi nedir? 


CEVAP:

Set dekorcusu (set decorator), genellikle iç mekân dekorlarında deneyimli biridir, setleri özel film çekim amaçlarına uygun olarak düzenler, aksesuvarları bulan personeli ve çekim sırasında setteki şeyleri düzenleyen bir set donatıcısını (set dresser) denetler.


#46

SORU:

Prodüksiyon aşamasında aktif olarak varolan aktörler kimlerdir? 


CEVAP:

Yönetmen, senarist, oyuncu gibi yaratıcı işgücü, ışık ve ses teknisyenleri, kameramanlar gibi teknik işgücü, yürütücü yapımcı, uygulayıcı yapımcı (line-producer),genel koordinatör gibi yapımdan sorumlu yöneticiler, teknik ekipman ve operatör hizmeti sağlayan firmalar, oyuncuların temin edildiği cast ajansları, (film müzikleri ile ilgili olarak) müzisyenler, dekor, kostüm ve aksesuvar tasarımı, imalat ya da kiralama ile ilgili aktörler, fotoğraf sanatçıları, çekimlerin gerçekleştirildiği stüdyolar ve/veya gerçek mekânlar ve yeme-içme, ulaşım, güvenlik, temizlik gibi destek hizmetler şeklindedir. 


#47

SORU:

Değer zincirinin beşinci halkasındaki post-prodüksiyon ne içerir?


CEVAP:

Değer zincirinin beşinci halkasındaki post-prodüksiyon olarak adlandırılan çekim sonrası aşama, çekilen filmlerin kurgulanması, ses efektleri ve müzikle bağlanması, görüntülerin renk ve ışık düzenlemelerinin yapılarak gösterime hazır hale getirilmesini içerir.


#48

SORU:

Kinetoscope nedir? 


CEVAP:

Kinetoscope: Edison ve Dickson’ın 1881’de geliştirdiği, filmin, makinenin altındaki makaralardan geçerek dönen bir çembere yerleştirildiği, kişiye özel izleme olanağı sağlayan bir gösterim aygıtıdır. Bu araçta film izlemek için, filmi tekrar başa sarmak gerekmekteydi.


#49

SORU:

Nickelodeon nedir?


CEVAP:

Giriş ücretli olduğu için beş sent değerindeki “nickel”; Yunanca’da müzik ya da dramatik programlar için kullanılan küçük bina anlamındaki “odeon” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşturulan, film gösterimlerinin yapıldığı sinema salonlarını tanımlar. Amerika’da Pittsburgh’da 1905’te, yalnızca film göstermek için açılan ilk yerleşik sinema salonuna verilen bu isim, zamanla koltuk sayısı 200’ü geçmeyen sinema salonları için de kullanılmıştır.


#50

SORU:

Cine´matographe’ nedir? 


CEVAP:

Yunanca “hareketi yazmak” anlamına gelen, Auguste Lumie´re ve Louis Lumie´re’in tasarladığı, 13 Şubat 1895'te Fransa için patentini aldıkları, görüntüleri kaydetmeye ve bir ekran üzerinde yansıtmaya yarayan aygıttır.


#51

SORU:

Tröst ne demektir? 


CEVAP:

Tröst, serbest rekabete dayalı kapitalist ekonomik modelde, belli bir sanayi dalının bir ortaklar grubunun eline geçmesiyle oluşan bir tekelcilik biçimidir.


#52

SORU:

“Hollywood’un Altın Çağı” olarak adlandırılan dönemin en önemli özelliği nedir?


CEVAP:

“Hollywood’un Altın Çağı” olarak adlandırılan bu dönemin en önemli özelliği, prodüksiyon, dağıtım ve gösterim aşamalarını bünyesinde toplamış olan büyük stüdyoların/majörlerin sinema endüstrisine egemen olmasıydı.


#53

SORU:

“Dahil etme” ifadesi Hollywood'da nasıl işlemektedir? 


CEVAP:

“Dahil etme”, Marksist düşünür Antonio Gramsci’nin insanların bilinçlerini, düşünme biçimlerini, egemen ideolojinin işleyişini haklılaştıracak biçimde ele geçirmeyi içeren ideolojik hegemonya pratiklerinden biridir. Hollywood da, kapitalist sistemin çıkarlarına aykırı bir unsuru, sistem için tehlikeli olan bu özelliklerinden ayırarak kendisine dahil eder ve böylece onu zararsız hale getirmiş olur.


#54

SORU:

Sinema ekonomisi ve işletmeciliğinde temelde hangi modeller vardır? 


CEVAP:

Sinema ekonomisi ve işletmeciliğinde temelde iki model söz konusudur. Bunlar, “liberal” ve “korumacı” yaklaşımdır.


#55

SORU:

Marksist ekonomi politik yaklaşım, sinema ekonomisi ve işletmeciliği yaklaşımlarına nasıl bir eleştiri getirir?


CEVAP:

Marksist ekonomi politik yaklaşım, her iki modele de meydan okuyarak, ekonomi ve kültürün, birbirlerine meydan okuyan ikizler olduğunu, daha doğru bir açıklama biçiminin teoriyi politikleştirmek ve politikayı teorileştirmekle mümkün olduğunu söyler.


#56

SORU:

Sinema alanındaki temel dinamikler nelerdir? 


CEVAP:

Bu alanda temel dinamiklerin izleyici beğenileri, reklam, pazarın büyüklüğü, ülkenin ve dünyanın ekonomik durumu, küreselleşme ve küresel politikalar, benimsenen ekonomik model, siyasal-yönetsel yapı, teknik- teknolojik koşullar ve varolan gündem olduğu söylenebilir.


#57

SORU:

Sinema endüstrisini etkileyen dinamikler nelerdir? 


CEVAP:

Bu dinamikler “teknolojik gelişme”, “sinemasal okuryazarlık”, “küreselleşme”, “dijitalleşme” ve “üretim göçü” olarak sıralanabilir. 


#58

SORU:

Ülkemiz topraklarında sinemanın uzun yıllar boyunca yerleşik olmasını engelleyen olay nedir? 


CEVAP:

Padişah Abdülhamit’in, suikast korkusuyla İstanbul’a elektriğin girişine izin vermemesi, sinemanın uzun yıllar boyunca yerleşik olmasını engellemiştir.


#59

SORU:

“Yaratıcı Sinematografik Görsel-İşitsel Eserlerin Ortak Yapımı ve Dağıtımı için OluşturulmuşAvrupa Destek Fonu” olan Eurimages'in amaçları nedir? 


CEVAP:

Eurimages’ın ekonomik ve kültürel olmak üzere iki amacı vardır. “Ekonomik amacı, ticari başarıyı dikkate alan, aynı zamanda sinemanın diğer sanatlar gibi bir sanat olduğunu ve buna uygun hareket etmek gerektiğini gösteren bir endüstriye yatırım yapmaktır. Kültürel amacı ise, ortak kültürleri tek bir kültürle ortaya çıkan Avrupa toplumunun birçok yönünü yansıtan yapımları desteklemektir”.


#60

SORU:

Yerli sinema endüstrisinin temel sorunları nelerdir? 


CEVAP:
  1. Kurumsallaşma eksikliği
  2. Telif haklarına ilişkin yasal düzenlemelerin eksikliği
  3. Altyapı eksikliği
  4. Yasal olmayan film gösterimi ve satışı nedeniyle, büyük bir paranın sinema sektörüne akmayışı
  5. Çalışma yaşamında kuralsızlık ve emek sömürüsü
  6. Eğitim kurumları ile sinema endüstrisi arasındaki ilişkilerin gevşekliği
  7. Finansman yetersizliği
     
 

#61

SORU:

Türkiye sinema endüstrisinde diğer eksiklikler nelerdir?


CEVAP:

Türkiye sinema endüstrisinde diğer eksiklikler şöyle sıralanabilir: “Bilgi bankası ve veri tabanı, AR-GE altyapısı, arşivleme ve film üretimini, tıpkı inşaat sektörü gibi bir kazanç alanı olarak gören ve kâr amacıyla finans sağlayan yatırımcılar”.