ANAYASA II Dersi YASAMA ORGANI soru cevapları:

Toplam 67 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU: Yasama organı hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Yapısal olarak düşünüldüğünde, yasama organlarının tek meclisli veya iki meclisli oldukları görülmektedir. Yasama organının iki veya tek meclisli olması, federal ve üniter devlet düzenlerinde farklı gerekçelere dayanmaktadır. Federal devletler bakımından yasamanın iki meclisli olması, bu devlet düzeninin doğasından kaynaklanan bir zorunluluktur. Federal devlet düzenlerinde birinci meclis, federe devletlerin nüfuslarına göre değişen sayıda temsilcilerinden oluşmaktadır. Buna karşılık ikinci mecliste her federe devlet, nüfusunun oranına bakılmaksızın eşit sayıda üye ile temsil edilmektedir. Böylece düşük düzeyde nüfusa sahip olan federe devletler ile kalabalık nüfuslu federe devletler arasında yasama sürecine katılım konusunda eşitlik sağlanmaktadır. Üniter devlet düzenlerinde ise yasama organının iki veya tek meclisli olmasını belirleyen herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, üniter devletlerde yasama organının iki veya tek meclisli olmasını belirleyen, anayasa koyucunun iradesidir.

#2

SORU: TBMM’nin kuruluşu ve görev süresi hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: 1982 Anayasasının 75. maddesinin ilk metni, TBMM’nin genel oyla seçilen dört yüz milletvekilinden oluşacağına yer vermiştir. 17.05.1987 tarih 3361 sayılı Kanunun maddede yaptığı değişiklikle milletvekili sayısı dört yüz elliye yükseltilmiştir. 23.07.1995 tarih 4121 sayılı Kanun ise bu sayıyı beş yüz elliye çıkarmıştır. Halen TBMM, genel oyla belirlenen beş yüz elli milletvekilinden oluşmaktadır. Anayasanın 77. maddesinin ilk metnine göre TBMM’nin görev süresi beş yıldır. Bu süre, 31.05.2007 tarih 5678 sayılı Kanunun yaptığı değişikliğin, 21.10.2007 tarihli Halkoylamasında kabulüyle dört yıla indirilmiştir. Anayasanın 77. maddesiyle TBMM’nin görev süresinin belirlenmesi, bu sürenin tamamlanmasıyla birlikte genel seçimler yapılarak meclis kompozisyonunun seçmenlerin tercihleri yönünde değiştirileceği anlamına gelmektedir. Ne var ki TBMM seçimlerinin yapılmasının yegâne yolu, 77. maddeyle belirlenen maddenin ilk metnine göre beş yıl, 31.05.2007 tarih 5678 sayılı Kanunla değişik mevcut metnine göre dört yıl olan- sürenin bitimi değildir. Maddenin 2. fıkrasında belirtildiği gibi, Meclis, bu süre dolmadan seçimin yenilenmesine karar verebileceği gibi, Anayasada belirtilen şartlar altında Cumhurbaşkanınca verilecek karara göre de seçimler yenilenir. Görüldüğü gibi 77. madde genel seçimlerin; TBMM’nin görev süresinin bitimi, parlamentonun erken seçim kararı ve cumhurbaşkanının meclis seçimlerini yenileme kararı üzerine yapılacağını hükme bağlamaktadır. 78. madde ise istisnai bir durum olan TBMM seçimlerinin ertelenmesini düzenlemektedir. Bu hükme göre: Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir. Görüldüğü gibi Anayasa, TBMM seçimlerinin ertelenmesini savaş ve seferberlik hali gibi tek bir istisna ile sınırlamıştır. Bu nedenle TBMM’nin 77. maddeyle öngörülen görev süresinin dolması halinde, 78. maddede öngörülen istisna dışındaki başka hiçbir sebeple bu seçimlerin yapılması ertelenemeyecektir.

#3

SORU: TBMM üyelerinin seçimi hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: 1982 Anayasası, TBMM üyelerinin seçiminde hangi sistemin uygulanacağına dair bir hükme yer vermemiş; bu hususu, selefi 1961 Anayasası gibi isabetli olarak kanun koyucunun iradesine terk etmiştir. Her iki Anayasa da (1982, m.67; 1961, m.55) seçimlerin demokratikliğini sağlamaya yönelik temel ilkelerin neler olduğunu hükme bağlamakla yetinerek, kanun koyucunun hangi seçim sistemini kabul ederse etsin, bu ilkelere uygun düzenlemeler belirlemesini amaçlamıştır. 2485 sayılı Kanun, MGK ve Danışma Meclisinden oluşan Kurucu Meclisi, yeni anayasayı hazırlamak yanında Seçim ve Siyasi Partiler Kanununu yapmakla da görevlendirmiştir. Kurucu Meclisin kabul ettiği 10.6.1983 tarih 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu ise TBMM seçimlerinde D’Hondt sistemine yer vermiş; bu sisteme, ülke ve seçim çevresi barajı olmak üzere iki baraj getirmiştir. Kanunun 33. maddesine göre: Genel seçimlerde ülke genelinde, ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde, geçerli oyların %10’unu geçmeyen partiler milletvekili çıkaramazlar. Bir siyasî parti listesinde yer almış bağımsız adayların seçilebilmesi de listesinde yer aldığı siyasî partinin ülke genelinde ve ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde yüzde onluk barajı aşması ile mümkündür. Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasına göre ise: Bir seçim çevresinde, kullanılan geçerli oyların toplamının, o çevreden çıkacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilecek sayıdan az oy alan siyasi partilere ve bağımsız adaylara milletvekili tahsis edilmez. Bu hükümlerle amaçlanan, oyların ve parlamento sandalyelerinin aşırı ölçüde parçalanmasını önlemektir. Gerçekten Türkiye’nin 1970’lerin ikinci yarısında karşı karşıya kaldığı temel problemlerden biri, parti sistemindeki aşırı parçalanmanın, nisbi temsile dayanan Seçim Kanunu nedeniyle parlamentoya aynen yansımasıdır. Bu ise ülkenin uzun vadeli politikalara ihtiyaç duyduğu bir dönemde hükümet istikrarsızlığına yol açarak bu tür politikaların izlenmesini engellemiştir. İşte bu nedenle MGK yönetimi, ülke ve çevre barajlarıyla sınırlanmış; parlamento sandalyelerinin parçalanmasını önleyen bir seçim sistemi kabul etmiştir.

#4

SORU: Seçim sistemleri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Geniş anlamda seçim sistemleri kavramı, seçim sürecinin başladığı ilk andan, seçimlerin resmi sonuçları açıklanıncaya kadar geçen döneme ait tüm hususları kapsamaktadır. Bunlar, aday olma, seçilme yeterliliği, oy verme usulleri, seçimlerin yönetim ve denetimi gibi konulardır. Dar anlamda seçim sistemi kavramı ise, oyların sandalyeye dönüştürülmesinde izlenen yöntemi ifade etmektedir. Seçim sistemleri seçim çevrelerinin büyüklüğüne yani her seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına göre, tek isim (dar bölge) usulü ve liste usulü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Tek isim (dar bölge) usulünde, her seçim çevresi sadece bir milletvekili çıkarabilecek büyüklüğe sahiptir. Sistemin aynı zamanda dar bölge usulü olarak adlandırılması, seçim çevresinin sadece bir milletvekili çıkaracak ölçüde daralmış olmasından kaynaklanmaktadır.

#5

SORU: Milletvekili seçilme yeterliliği hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Milletvekili seçilme yeterliliği, 1982 Anayasasının 76. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk metnine göre: Otuz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir. En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik ve anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler. Görüldüğü gibi bu hüküm, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olabilmek için olumlu ve olumsuz bazı koşullara yer vermiştir. Buna göre, bir kişinin milletvekili seçilebilmesi için otuz yaşı doldurmuş olmak ve en az ilkokul derecesine sahip olmak gerekmektedir. Bunlar, seçilme yeterliliğinin olumlu koşullarıdır.

#6

SORU: Emredici vekalet hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Anayasanın 80. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler hükmüne yer vermektedir. Bu hükmün iki önemli sonucu vardır. Bunlardan biri, milletvekili seçilen kişi, sadece kendi seçim çevresindeki seçmenlerin değil; tüm ülkedeki seçmenlerin temsilcisi sıfatını taşıyacaktır. Bu ise milletvekillerinin, görevlerini, sadece kendilerine oy veren seçmenlerin menfaatleri doğrultusunda değil; tüm seçmen kitlesinin beklentilerini dikkate almak suretiyle objektif bir biçimde yerine getirmeleri gerektiği anlamına gelmektedir. Maddenin ikinci ve daha önemli olan sonucu ise milletvekillerinin kendi seçim çevrelerindeki seçmenler tarafından azledilemeyeceğidir. Oysa özel hukuktaki vekâlet akdi, müvekkile, vekilini azil yetkisi sunmaktadır. Anayasanın 80. maddesindeki hüküm karşısında seçmenler, milletvekillerini herhangi bir sebeple azil yetkisine sahip değildir. Buna emredici vekâlet denmektedir.

#7

SORU: Yasama sorumsuzluğu hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Bu güvence, 83. maddenin ilk fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, sorumsuzluk, milletvekillerinin meclis çalışmaları sırasındaki oy, söz ve düşünce hürriyetlerini korumaktadır. Diğer bir deyişle, milletvekillerinin meclis çalışmaları sırasındaki oy, söz ve düşünce açıklamaları suç teşkil etse dahi sorumsuzluk güvencesinin gereği olarak, milletvekili hakkında ceza takibi yapılamamaktadır. Böylece milletvekilleri, yasama faaliyetlerine günün birinde ceza yargılamasına konu olacakları endişesiyle değil, serbestçe katılmaktadır. Ne var ki maddeden de anlaşılacağı üzere, sorumsuzluk güvencesinin kapsamına giren fiiller, meclis çalışmaları sırasında gerçekleşmiş olmalıdır. Buradaki meclis çalışmaları deyimini dar anlamda, TBMM Genel Kurul salonundaki faaliyetler şeklinde değil; kimi zaman TBMM binası, hatta Ankara’nın dışında bulunmayı gerektiren, komisyon çalışmalarını da kapsayacak biçimde geniş yorumlamak gerekir. Nihayet Anayasa, meclis çalışmaları sırasında milletvekillerinin sergiledikleri oy, söz ve düşünce açıklamalarının dışarıda tekrarlanmasını da sorumsuzluk güvencesinin kapsamına almıştır. Ne var ki TBMM Başkanlık Divanının herhangi bir oturumda kullanılan oy, söz ve düşünce açıklamalarının dışarıda tekrarını yasaklayan bir karar alması halinde, tekrarlanan fiil suç oluşturduğu takdirde sorumsuzluk güvencesinin kapsamına girmeyecektir. Sorumsuzluk güvencesi, milletvekillerine mutlak bir koruma sağlamaktadır. Korumanın mutlak olması, üç alanda kendisini göstermektedir. Birincisi, sorumsuzluk güvencesi, bu güvencenin kapsamına giren fiiller bakımından ceza takibi yapılmasını mutlak olarak engellemektedir. İkincisi bu güvence, TBMM kararıyla kaldırılamamaktadır. Nihayet üçüncüsü, milletvekilliği sıfatı herhangi bir nedenle sona erdiğinde dahi bu güvencenin kapsamındaki fiiller bakımından ceza takibi yapılamamaktadır. Bu nedenle sorumsuzluk, mutlak ve sürekli bir güvence niteliği taşımaktadır.

#8

SORU: TBMM’nin görev ve yetkileri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Parlamenter hükümet sistemini kabul eden anayasalarda, yasama organlarının üç temel yetkisinin mevcut olduğu görülmektedir. Bunlar kanun yapmak, değiştirmek ve kaldırmak; hükümeti denetlemek ve hükümet tarafından hazırlanan bütçe kanunlarını kabul etmektir. 1982 Anayasası, cumhurbaşkanına geniş yetkiler sunarak, klasik parlamenter sistemin ötesine geçmişse de özünde bu Anayasa, parlamenter hükümet sistemini benimsemiştir. Bu nedenle TBMM, bu üç temel yetkiye sahiptir. Nitekim TBMM’ningörev ve yetkilerini düzenleyen 87. maddede, diğerleri yanında bu görevlere yer verildiği görülmektedir. 87. maddeye göre: Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.

#9

SORU: Meclis araştırması hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Anayasanın 98., Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddelerinde düzenlenen meclis araştırması, TBMM’nin belli bir konuda bilgi edinmek üzere başvurduğu yöntemlerden biridir. Anayasa veya Meclis İçtüzüğü, meclis araştırmasını açıkça düzenlememiş olsaydı dahi TBMM’nin sahip olduğu yasama yetkisinin doğal sonucu olarak bu mekanizmayı harekete geçirebilmesi gerekirdi. Çünkü kanun yapmaya yetkili olan bir organ, bu fonksiyonun gerektirdiği bilgileri toplamaya da yetkili olabilmelidir. Meclis İçtüzüğünün 104. maddesi, meclis araştırmasında genel görüşme açılmasındaki kuralların uygulanacağını düzenlemektedir. Bu hüküm gereğince, meclis araştırmasını talep etme yetkisi hükümet, siyasi parti grupları ve 20 milletvekiline aittir. Meclis araştırması talebi, TBMM’nde kabul edildiği takdirde bu kararı takiben araştırmayı yapacak özel bir komisyon kurulur. Komisyon, gerektiğinde Ankara dışında da çalışabilecektir. Öte yandan Meclis İçtüzüğü, komisyonun ihtiyaç duyduğu bilgileri elde etmek amacıyla bakanlıklarla genel ve katma bütçeli dairelerden, mahallî idarelerden, muhtarlıklardan, üniversitelerden, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumundan, kamu iktisadî teşebbüslerinden, özel kanun ile veya özel kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuş banka ve kuruluşlardan, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ve kamu yararına çalışan derneklerden görüş alabileceğini hükme bağlamıştır. Komisyon, çalışmalarını bir rapora dönüştürür; bu rapor, TBMM’nde görüşülür, ne var ki görüşmelerin sonunda hükümetin sorumluluğunu gerektiren bir oylamaya başvurulamaz. Ancak meclis araştırmasında elde edilen veriler, hükümetin sorumluluğunu gerektirecek mahiyetteyse, o takdirde bu verilere dayanılarak gensoru talebinde bulunmak mümkündür.

#10

SORU: Milletlerarası andlaşmaların onaylanmasının uygun bulunması kanunu hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Anayasanın 87. maddesinin TBMM’ne tanıdığı yetkilerden biri, milletlerarası andlaşmaların onaylanmasının uygun bulunması hakkındaki kanunları kabul etmektir. Anayasanın 104. maddesine göre ise: Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak cumhurbaşkanının yetkileri arasındadır. Ne var ki cumhurbaşkanı bu onay yetkisini kendiliğinden değil, ancak TBMM’nin andlaşmanın onaylanmasını uygun bulan kanunu çıkarması üzerine kullanabilir. Nitekim Anayasanın Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı 90. maddesi ilk fıkrasında, bu konuda uyulması gereken usul kuralını düzenlemiştir. Bu hükme göre: Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. Böyle olmakla beraber aynı maddenin iki ve üçüncü fıkraları, milletlerarası andlaşmaların onaylanmalarında, birinci fıkrada yer alan genel kuralın istisnalarına yer vermektedir.

#11

SORU: Kanun hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: TBMM, Anayasanın 87. maddesiyle kendisine sunulan yetkileri, kanunlar ve parlamento kararı olmak üzere farklı işlemlerle yerine getirmektedir. Kanun olarak adlandırılan işlemler de maddi kanun ve şekli kanun olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Maddi kanun yukarıda da değindiğimiz gibi, genel, soyut, objektif, kişilik dışı bir içeriğe sahiptir. Diğer bir deyişle, maddi kanun herkes için hak ve borç doğuran kurallara yer vermektedir. Buna karşılık şekli kanun, genel, soyut, objektif, kişilik dışı kural koymayan, kısacası kural işlem yani kaide tasarruf niteliği taşımayan, sadece kanun olarak adlandırıldığı için bu vasfı taşıyan işlemlerdir. Anayasanın 87. maddesi, TBMM’ne hem maddi hem de şekli kanun yapma yetkisi tanımıştır. Nitekim maddede, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma olarak ifade edilen yetki, bu iki kanun türünü de kapsar niteliktedir. Öte yandan Anayasa, bütçe ve kesin hesap kanunları ile milletlerarası andlaşmaların uygun bulunmaları hakkındaki kanunlar yoluyla, TBMM’ne şekli kanun yapma yetkisi tanımıştır. Gerçekten, bütçe ve kesin hesap kanunları şekli bakımdan kanun olan, ancak içerikleri incelendiğinde genel, soyut, objektif, kişilik dışı kurallara yer vermeyen işlemlerdir. Benzer şekilde, milletlerarası andlaşmaların onaylanmalarının uygun bulunmaları hakkındaki kanunlar da, genel, soyut, objektif, kişilik dışı kurallara yer vermeyen, sadece yürütme organını belirli bir milletlerarası andlaşma yapmaya yetkilendiren işlemlerdir. Özetlemek gerekirse, TBMM sahip olduğu yetkilerin bir bölümünü maddi kanunlar, bir bölümünü ise şekli kanunlar aracılığıyla kullanmaktadır.

#12

SORU: Parlemonto kararları hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Parlamento kararları ise TBMM’nin kanunlar dışındaki tüm işlemlerini kapsamaktadır. Konu yönünden incelendiklerinde, parlamento kararları çok çeşitlidir. Böyle olmakla beraber, parlamento kararlarını meclisin kendi çalışma usullerini düzenleyen kararlarla, Meclisin yürütme organına ilişkin kararları biçiminde sınıflandırmak mümkündür. Meclisin kendi çalışma usullerini düzenleyen parlamento kararlarına, Anayasamızdan çeşitli örnekler verilebilir. Bunlar, TBMM’nin kendi İçtüzüğünü yapması ve değiştirmesi (m. 95), kendi Başkanını ve Başkanlık Divanını seçmesi (m. 94), komisyonların seçimi, Meclisin tatile girmesi (m. 93/2), Meclisin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi (m. 77/2), açık oylama veya gizli oylama kararı, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ve yasama meclisi üyeliğinin düşmesine ilişkin kararlardır (m. 83, 84). Meclisin yürütme organına ilişkin kararlarına ise, TBMM’nce Başbakan veya bakanlar hakkında meclis soruşturması açılması ve Yüce Divana sevk kararı (m. 100), Cumhurbaşkanının vatan hainliğinden dolayı TBMM’nce suçlandırılması kararı (m. 105), gensorunun gündeme alınıp alınmamasına karar verilmesi (m. 99), gensoru veya güven istemi sonucunda Bakanlar Kurulu veya bir bakan hakkında güven veya güvensizlik belirtilmesi (m. 99, 111), Bakanlar Kurulunun göreve başlaması sırasında güvenoyu (m. 110) örnek verilebilir. Nihayet parlamento kararları bakımından üzerinde durulması gereken son bir nokta, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, Anayasanın, bu işlemleri genel olarak yargı denetimine tabi kılmamasıdır. Gerçekten Anayasa hükümleri incelendiğinde, sadece üç tür parlamento kararı üzerinde yargı denetimine olanak tanındığı görülmektedir. Bunlar, Anayasanın 85. maddesi gereğince, TBMM’nin milletvekilliği statüsünün düşürülmesine ilişkin kararları, dokunulmazlık güvencesinin kaldırılmasına ilişkin kararlar ve Anayasanın 148. maddesi gereğince, Meclis İçtüzüğü düzenlemeleridir. Diğer parlamento kararlarının anayasaya uygunluk denetimi dışında bırakılması, hukuk devleti yönünden çelişki yarattığı izlenimini verebilir. Ne var ki parlamento kararları, vatandaşlar için hak ve borç doğuran kurallara yer vermediklerinden, bunların yargı denetimine tabi olmamaları hukuk devletiyle çelişmemektedir. Anayasanın sadece üç parlamento kararını yargı denetimine tabi kılması ise bu kararların taşıdıkları önemden kaynaklanmaktadır.

#13

SORU: Yasama yetkisinin nitelikleri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Yasama organını incelediğimiz bu ünitede son olarak üzerinde duracağımız konu, yasama yetkisiningenelliği ve ilkelliği ile yasama yetkisinin devredilmezliği kavramlarının tanımları ve hukuki sonuçları olacaktır. Yasama yetkisinin genelliği, kanunun konu yönünden sınırlanmadığını, kanun koyucunun anayasaya aykırı olmamak koşulu ile her alanı kanunla düzenleyebileceğini ifade etmektedir. Başka bir deyişle, yasama yetkisinin genelliği, yürütmeye saklı (mahfuz) bir alanın tanınmadığı anlamına gelmektedir. Yasama yetkisinin ilkelliği ise bir alanda kanuni düzenleme yapabilmek için kanun koyucunun başka bir organ veya makamın ön iznine muhtaç olmaması anlamına gelmektedir. Kanun koyucu, dilediği her alanda ilk elden kanuni düzenleme yapabilmektedir. Bu, önceki ünitede değindiğimiz gibi, yasama fonksiyonu ile yürütme ve idari fonksiyonu birbirinden ayıran en önemli noktadır. Gerçekten yasama yetkisinin ilkelliğine karşılık, yürütme fonksiyonu, idarenin kanuniliği ilkesine dayanmaktadır. Diğer bir deyişle, yürütme ve idarenin düzenleyici veya sübjektif, bireysel bir işlem yapması için öncelikle o alanın kanunla düzenlenmiş olması gerekmektedir. Nitekim bu kural, gene yukarıda işaret ettiğimiz gibi, yasamanın bir yetki olmasına karşılık, yürütme ve idarenin bir görev olduğu anlamına gelmekte, kanunun olduğu her yerde yürütme ve idare için o kanunu uygulayacak bir işlem yapma ödevinin mevcut olduğunu ifade etmektedir. Yasama yetkisinin devredilmezliği ise, Ergun Özbudun’un tanımladığı gibi, kanun adı altında veya bu adı taşımasa bile kanunla eş değerde ya da kanun gücüne sahip hukuki işlemler yapma yetkisinin devredilmesinin yasaklanmasıdır. Anayasamızın 7. maddesinde yer alan bu kural, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma yetkisinin TBMM’ne ait olduğunu, adı kanun olmasa da yürürlükteki kanunları değiştiren ve kaldıran işlemlerin başka bir organ tarafından yapılamayacağını ifade etmektedir. Anayasanın 7. maddesinde hükme bağlanan bu genel kuralın istisnası, kanun hükmünde kararnameleri düzenleyen 91. maddede yer almaktadır. Bu maddeye göre, bakanlar kurulu, TBMM’nin kabul ettiği bir yetki kanununa dayanarak kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisine sahiptir. Kanun hükmünde kararname ise, adından anlaşılacağı gibi, kanun olmayan ancak kanun gücüne sahip bir işlemdir. Nitekim bu işlemlerle yürürlükteki kanunlar değiştirilebilmekte veya kaldırılabilmektedir.

#14

SORU: Kanun koyma, değiştirme ve kaldırma hakkında bilgi veriniz?


CEVAP: Anayasanın 7. maddesi, yasama yetkisini TBMM’ne sunmuş; 87. madde ise TBMM’nin kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak yetkisine sahip olduğunu hükme bağlamıştır. Kanun koyma süreci, kanun teklifinin hazırlanmasıyla başlamaktadır. Anayasanın 88. maddesine göre, kanun teklif etme yetkisi, Bakanlar Kurulu ve milletvekillerine aittir. Bakanlar Kurulu tarafından yapılan teklife, kanun tasarısı denmektedir. Eğer bir kanun teklifi, milletvekilleri tarafından hazırlanmışsa bu metin, kanun teklifi olarak adlandırılmaktadır. Kanun tasarıları, Meclis İçtüzüğünün 73. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: Hükümetçe hazırlanan kanun tasarıları bütün bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesi ile birlikte Meclis Başkanlığına sunulur. Kanun teklifleri ise İçtüzüğün 74. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: Milletvekillerince verilen kanun tekliflerinde bir veya daha çok imza bulunabilir. Kanun teklifleri de gerekçesi ile birlikte Başkanlığa verilir. Kanun tasarı ve teklifleri, ilgili komisyonlarda görüşüldükten ve son şekli verildikten sonra TBMM Genel Kurulunda görüşülür. Bu görüşmelerdeki toplantı ve karar yeter sayısı, Anayasanın 96. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre: Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dâhil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz. Bu hüküm gereğince bir kanun tasarı veya teklifinin TBMM’de görüşülmeye başlaması için en az üye tamsayısının 1/3’i olan 184 milletvekilinin hazır bulunması gerekir. Madde, karar yeter sayısı olarak, toplantıya katılanların salt çoğunluğu kuralına yer vermişse de bu sayının, üye tam sayısının 1/4’nin bir fazlasından az olamayacağını da hükme bağlamıştır. TBMM tarafından kabul edilen kanunlar, Anayasanın 89. maddesi gereğince yayınlanmak üzere cumhurbaşkanına gönderilir. Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından kendisine gönderilen kanunu, aynı madde gereğince 15 gün içinde imzalayarak yayımlamak zorundadır. Yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunları ise aynı süre içinde gerekçesiyle birlikte TBMM’ne iade eder. Cumhurbaşkanının iade gerekçeleri, siyasi veya hukuki olabilir. TBMM, iade edilen kanunu, cumhurbaşkanının gerekçeleri doğrultusunda değiştirerek kabul edebileceği gibi, bu gerekçeleri dikkate almaksızın metni aynen kabul de edebilir. TBMM’nin cumhurbaşkanının iade ettiği kanunu aynen kabul etmesi için Anayasa, öncekine kıyasla daha güç elde edilir özel bir çoğunluk kuralına yer vermemiştir. Bu nedenle, iade edilen kanunlar da Anayasanın 96. maddesinde öngörülen karar yeter sayısına uygun olarak kabul edilebilir. Bu nedenle cumhurbaşkanının bir kanunu iadesi, günlük dilde ifade edildiği gibi veto yetkisi değildir. Çünkü veto yetkisi, güçleştirmek anlamına gelmektedir. Oysa Anayasa, cumhurbaşkanı tarafından iade edilen kanunun kabulü için özel bir çoğunluğa yer vermemiştir.

#15

SORU:

Yasama organının iki veya tek meclisli olması hangi gerekçelere dayanmaktadır? 


CEVAP:

Federal devletler bakımından yasamanın iki meclisli olması, bu devlet düzeninin doğasından kaynaklanan bir zorunluluktur. Federal devlet düzenlerinde birinci meclis, federe devletlerin nüfuslarına göre değişen sayıda temsilcilerinden oluşmaktadır. Buna karşılık ikinci mecliste her federe devlet, nüfusunun oranına bakılmaksızın eşit sayıda üye ile temsil edilmektedir. Böylece düşük düzeyde nüfusa sahip olan federe devletler ile kalabalık nüfuslu federe devletler arasında yasama sürecine katılım konusunda eşitlik sağlanmaktadır.


#16

SORU:

Üniter devlet düzenlerinde yasama organının iki veya tek meclisli olmasını belirleyen nedir? 


CEVAP:

Üniter devlet düzenlerinde yasama organının iki veya tek meclisli olmasını belirleyen herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu nedenle, üniter devletlerde yasama organının iki veya tek meclisli olmasını belirleyen, anayasa koyucunun iradesidir.


#17

SORU:

Üniter devletlerde yasamanın iki meclisli olması hangi nedenden kaynaklanır? 


CEVAP:

Bu tür devletler bakımından yasamanın iki meclisten oluşmasını teşvik eden asıl faktörün anayasanın üstünlüğü kuralını koruma düşüncesi olduğu söylenebilir. Bu bakış açısına göre, yasama sürecinde ikinci bir meclisin varlığı, birinci meclisin dikkatsizlik veya ihmal neticesinde gözünden kaçan anayasaya aykırılıkların düzeltilmesini sağlayabilecektir. Böylece ikinci meclisler, birinci meclis tarafından kabul edilen anayasaya aykırı kanunların yürürlüğe girmesini önleyebilecektir.


#18

SORU:

Anayasanın üstünlüğünü korumak amacıyla 1961 Anayasasıyla yaratılan Cumhuriyet Senatosu, kendisinden beklenen yararı sağlayamamıştır.Bu nelere sebebiyet vermiştir? 


CEVAP:

Millet Meclisince kabul edilen kanunları adeta otomatik bir biçimde kabul etmiştir. Böylece Cumhuriyet Senatosunun varlığı, anayasanın üstünlüğü kuralının korunmasına hizmet etmek yerine, yasama sürecinin yavaşlamasına yol açmıştır.


#19

SORU:

Anayasa, TBMM seçimlerinin ertelenmesini ne ile sınırlandırmıştır? 


CEVAP:

78.maddeye göre “Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.” Anayasa, TBMM seçimlerinin ertelenmesini savaş ve seferberlik hali gibi tek bir istisna ile sınırlamıştır.


#20

SORU:

Kurucu Meclisin kabul ettiği 10.6.1983 tarih 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’na göre milletvekili çıkartma kriterleri nelerdir?


CEVAP:

Kanunun 33. maddesine göre: “Genel seçimlerde ülke genelinde, ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde, geçerli oyların %10’unu geçmeyen partiler milletvekili çıkaramazlar. Bir siyasî parti listesinde yer almış bağımsız adayların seçilebilmesi de listesinde yer aldığı siyasî partinin ülke genelinde ve ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde yüzde onluk barajı aşması ile mümkündür.”


#21

SORU:

Seçim sistemleri kaça ayrılır? 


CEVAP:

Seçim sistemleri, oyların sandalyeye dönüştürülmesinde izlenen yönteme göre, çoğunluk sistemleri ve nispi temsil (orantılı temsil) sistemleri olmak üzere ikiye ayrılır. Çoğunluk sistemleri de basit tek turlu çoğunluk, iki turlu mutlak çoğunluk şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Basit tek turlu çoğunluk usulünde bir seçim çevresinde yarışan siyasi partilerden, oyların çoğunluğunu alan siyasi parti o seçim çevresine tahsis edilen milletvekilliklerinin tümünü kazanır. Basit (tek turlu) çoğunluk sistemi, dar bölge yöntemiyle birleşirse; seçim sonuçları, ABD ve İngiltere’deki gibi nispeten dengeli olabilir. Nispi temsil sistemlerinde (Bunu orantılı temsil olarak adlandıran yazarlar da vardır.) ise her siyasi parti, elde ettiği oyla doğru orantılı olarak sandalye kazanmaktadır.


#22

SORU:

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu 13 Mart 2018’de 7102 sayılı Kanunla değiştirilerek 33. maddesine eklenen “Seçim ittifakı yapılması halinde, yüzde onluk barajın hesaplanmasında ittifak yapan siyasi partilerin aldıkları geçerli oyların toplamı esas alınır ve bu siyasi partiler için ayrıca baraj hesaplaması yapılmaz.” hükmü neyi amaçlamaktadır? 


CEVAP:

Bu hükmün amacı, parlamento seçimlerine tek başına katılmaları halinde %10 ülke barajını aşma imkanı olmayan küçük siyasi partilere ittifak yoluyla parlamentoda temsil imkanı sunmaktır. Şüphesiz bu, %10 ülke barajının temsilde adaletsizliğe yol açan sonuçlarını bir ölçüde gidermesi bakımından bir tür iyileştirme olarak kabul edilebilir. Ne var ki, dünyada emsali olmayan %10 ülke barajını, %5, %4 gibi makul bir seviyeye indirmek temsilde adaletin sağlanması bakımından daha anlamlı bir iyileştirme olabilirdi.


#23

SORU:

Milletvekili seçilme yeterliliği nedir? 


CEVAP:

Otuz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir. En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik ve anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.


#24

SORU:

Anayasanın 76. maddesi, 27.12.2002 tarih 4777 sayılı Kanunla değiştirilerek maddede yer alan “ideolojik ve anarşik eylemler” ifadesinin metinden çıkarılması, bunun yerine, “terör eylemleri” kavramı metne eklenmesi ne sağlamıştır?


CEVAP:

Milletvekili seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran şartlardan birini bir ölçüde yumuşatarak maddeye daha demokratik bir içerik kazandırmıştır.


#25

SORU:

21.01.2017 tarihli 6771 sayılı Kanunun 76. maddede yaptığı değişiklikle milletvekili seçilme yeterliliğinde ne değişmiştir? 


CEVAP:

Milletvekili seçilebilme yaşı on sekize indirilmiştir. Ayrıca, milletvekili seçilebilmek için gerekli olan askerlik hizmetinin yerine getirilmiş olması şartı ortadan kaldırılarak bunun yerine “askerlikle ilişiği olmama” şartı kabul edilmiştir.


#26

SORU:

Anayasanın 76. maddesinde yer alan hüküm, 1961 Anayasasının aynı konudaki 68. maddesiyle karşılaştırıldığında, bu iki Anayasa arasında milletvekilli seçilme yeterliliği yönünden hangi farklar vardır?


CEVAP:

1961 Anayasası, bir kişinin milletvekili seçilebilmesi için okur-yazar olmayı yeterli gördüğü halde; 1982 Anayasası, en az ilkokul derecesine sahip olma koşuluna yer vermektedir. Öte yandan 1961 Anayasası, milletvekili seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran şartlar arasında “taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıldan fazla hapis cezasıyla hüküm giymiş olma” ifadesine yer verdiği halde; 1982 Anayasası, aynı konuda “bir yıldan fazla hapis veya ağır hapis cezasıyla hüküm giymiş olma” kuralını içermektedir. Bu son nokta ise 1982 Anayasasının milletvekili seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran şartlar konusunda daha katı bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. 


#27

SORU:

Anayasanın 80. maddesi, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler” hükmüne yer vermektedir. Bu hükmün sonuçları nelerdir? 


CEVAP:

Milletvekili seçilen kişi, sadece kendi seçim çevresindeki seçmenlerin değil; tüm ülkedeki seçmenlerin temsilcisi sıfatını taşıyacaktır. Bu ise milletvekillerinin, görevlerini, sadece kendilerine oy veren seçmenlerin menfaatleri doğrultusunda değil; tüm seçmen kitlesinin beklentilerini dikkate almak suretiyle objektif bir biçimde yerine getirmeleri gerektiği anlamına gelmektedir. Maddenin ikinci ve daha önemli olan sonucu ise milletvekillerinin kendi seçim çevrelerindeki seçmenler tarafından azledilemeyeceğidir. Oysa özel hukuktaki vekâlet akdi, müvekkile, vekilini azil yetkisi sunmaktadır. Anayasanın 80. maddesindeki hüküm karşısında seçmenler, milletvekillerini herhangi bir sebeple azil yetkisine sahip değildir. Buna emredici vekâlet denmektedir.


#28

SORU:

Geçmişte olduğu gibi etkisi bulunmayan yasama uyumsuzluğu kavramı nedir? 


CEVAP:

Milletvekilliği ile bağdaşmayan işlere, literatürde yasama uyumsuzluğu (teşriî imtizaçsızlık) denmektedir. Yasama uyumsuzluğunun amacı, milletvekillerinin yürütme karşısındaki bağımsızlıklarını korumaktır.


#29

SORU:

Demokratik anayasalarda, yasama mensuplarının yerine getirdikleri görevin özellikleri dikkate alınarak bu kişilere bazı bağışıklıklar (muafiyetler) sunulduğu görülmektedir. Milletvekillerine bu tür bağışıklıklar tanınmasının amacı nedir? 


CEVAP:

Onların, halkın temsilcisi olma sıfatından kaynaklanan yasama sürecindeki görevlerini herhangi bir baskı ve engellemeyle karşılaşmaksızın serbestçe yerine getirmelerini sağlamaktır. Bunlara, parlamenter bağışıklıklar denmektedir.


#30

SORU:

Yasama Sorumsuzluğu nedir?


CEVAP:

Sorumsuzluk güvencesi, milletvekillerine mutlak bir koruma sağlamaktadır. Korumanın mutlak olması, üç alanda kendisini göstermektedir. Birincisi, sorumsuzluk güvencesi, bu güvencenin kapsamına giren fiiller bakımından ceza takibi yapılmasını mutlak olarak engellemektedir. İkincisi bu güvence, TBMM kararıyla kaldırılamamaktadır. Nihayet üçüncüsü, milletvekilliği sıfatı herhangi bir nedenle sona erdiğinde dahi bu güvencenin kapsamındaki fiiller bakımından ceza takibi yapılamamaktadır. Bu nedenle sorumsuzluk, mutlak ve sürekli bir güvence niteliği taşımaktadır.


#31

SORU:

Dokunulmazlık güvencesi, milletvekillerini tüm ceza takiplerine karşı koruduğu halde anayasa koyucusunun getirdiği iki istisna nedir?


CEVAP:

Birincisi,83. maddenin 2. fıkrasında hükme bağlandığı gibi, ağır cezayı gerektiren suçüstü halinin varlığıdır. Örneğin bir milletvekilinin üçüncü şahısların gözleri önünde bir kişiyi öldürmesi bu niteliktedir. Bu durumda dokunulmazlık güvencesi işlemeyeceğinden milletvekili tutulabilir, sorguya çekilebilir ve tutuklanabilir. İkinci istisna ise, soruşturmasına milletvekili seçiminden önce başlanmış olmak kaydıyla, Anayasanın 14. maddesini ihlal eden fiillerdir.


#32

SORU:

Milletvekilliği statüsünü hangi hallerde düşürülebilir? 


CEVAP:

İstifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır. Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının Genel Kurula bildirilmesiyle olur. 82 nci maddeye göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, yetkili komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurul gizli oyla karar verir. Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içerisinde 46 toplam beş birleşim günü katılmayan milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesine, durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi üzerine, Genel Kurulca üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyuyla karar verilebilir.


#33

SORU:

TBMM’nin görev ve yetkilerini düzenleyen 87. maddesi de başkanlık sistemine geçiş amacına uygun olarak değiştirilmiştir. Maddenin 6771 sayılı Kanunla değişen metni nasıldır?


CEVAP:

“Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bularak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.”


#34

SORU:

Parlamenter hükümet sisteminde kanun yapma süreci nasıl başlamaktadır?


CEVAP:

Parlamenter hükümet sisteminde kanun yapma süreci iki biçimde başlamaktadır. Bunlardan ilki, bakanlar kurulunun hazırlayıp Meclise sunduğu kanun yapma sürecini başlatan kanun önerileridir. Bakanlar kurulu tarafından Meclise sunulan bu önerilere kanun tasarısı denir. İkinci yöntem ise, parlamentodaki herhangi bir milletvekilinin hazırlayıp Meclise sunduğu kanun önerisidir. Buna kanun teklifi denir. Şu halde, 6771 sayılı Kanunla bakanlar kurulu ortadan kalktığına göre, artık ülkemizde kanun tasarısı kavramına da yer olmamaktadır.


#35

SORU:

TBMM tarafından kabul edilen kanunlar ne olur? 


CEVAP:

TBMM tarafından kabul edilen kanunlar, Anayasanın 89. maddesi gereğince yayınlanmak üzere cumhurbaşkanına gönderilir. 21.01.2017 tarihli 6771 sayılı Kanunla değişik 89. maddeye göre, “Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları onbeş gün içinde yayımlar. Yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.


#36

SORU:

Yasama yetkisinin genelliği nedir? 


CEVAP:

Yasama yetkisinin genelliği, kanunun konu yönünden sınırlanmadığını, kanun koyucunun anayasaya aykırı olmamak koşulu ile her alanı kanunla düzenleyebileceğini ifade etmektedir.


#37

SORU:

Federal bir devletin yasama organı kaç meclisten oluşur?


CEVAP:

Federal devletler bakımından yasamanın iki meclisli olması, bu devlet düzeninin doğasından kaynaklanan bir zorunluluktur. Federal devlet düzenlerinde birinci meclis, federe devletlerin nüfuslarına göre değişen sayıda temsilcilerinden oluşmaktadır. Buna karşılık ikinci mecliste her federe devlet, nüfusunun oranına bakılmaksızın eşit sayıda üye ile temsil edilmektedir. 


#38

SORU:

Üniter devletlerde yasama organının kaç meclisli olacağı kimin iradesidir?


CEVAP:

Üniter devletlerde yasama organının iki veya tek meclisli olmasını belirleyen, anayasa koyucunun iradesidir.


#39

SORU:

TBMM kaç milletvekilinden oluşur?


CEVAP:

Yukarıda da değinildiği gibi, 1982 Anayasasının 75. maddesinin ilk metni, TBMM’nin genel oyla seçilen dört yüz milletvekilinden oluşacağına yer vermiştir. 17.05.1987 tarih 3361 sayılı Kanunun maddede yaptığı değişiklikle milletvekili sayısı dört yüz elliye yükseltilmiştir. 23.07.1995 tarihli 4121 sayılı Kanun bu sayıyı beş yüz elliye; 21.01.2017 tarihli 6771 sayılı Kanun ise milletvekili sayısını altı yüze yükseltmiştir. TBMM halen, genel oyla belirlenen altı yüz milletvekilinden oluşmaktadır.


#40

SORU:

Cumhurbaşkanlığı seçimleri kaç yılda bir yapılır?


CEVAP:

Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. 


#41

SORU:

Ülke ve seçim çevresi barajının kabul edilmesiyle amaçlanan nedir? 


CEVAP:

Ülke ve seçim çevresi barajıyla amaçlanan, oyların ve parlamento sandalyelerinin aşırı ölçüde parçalanmasını önlemektir.


#42

SORU:

Geniş anlamda seçim sistemleri denildiğinde kastedilen nedir?


CEVAP:

Geniş anlamda seçim sistemleri kavramı, seçim sürecinin başladığı ilk andan, seçimlerin resmi sonuçları açıklanıncaya kadar geçen döneme ait tüm hususları kapsamaktadır. Bunlar, aday olma, seçilme yeterliliği, oy verme usulleri, seçimlerin yönetim ve denetimi gibi konulardır. Dar anlamda seçim sistemi kavramı ise, oyların sandalyeye dönüştürülmesinde izlenen yöntemi ifade etmektedir. 


#43

SORU:

Seçim sistemleri kaça ayrılır?


CEVAP:

Seçim sistemleri seçim çevrelerinin büyüklüğüne yani her seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına göre, tek isim (dar bölge) usulü ve liste usulü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Seçim sistemleri, oyların sandalyeye dönüştürülmesinde izlenen yönteme göre, çoğunluk sistemleri ve nispi temsil (orantılı temsil) sistemleri olmak üzere ikiye ayrılır.


#44

SORU:

İki turlu mutlak çoğunluk yöntemini kullanan ülke hangisidir?


CEVAP:

Günümüz Fransa’sı, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki turlu mutlak çoğunluk yöntemini uygulamaktadır.


#45

SORU:

Barajlı D’Hondt sisteminde, baraj rakamı nasıl hesaplanır?


CEVAP:

D’Hondt sisteminin bir alt tipi olan barajlı D’Hondt sisteminde, bir seçim çevresindeki geçerli oy toplamı, o seçim çevresine tahsis edilen milletvekilliği sayısına bölünerek baraj rakamı bulunur. Mevcut milletvekillikleri ancak barajı aşan partiler arasında paylaştırılır. Bu yüzden küçük partiler aleyhine sonuçlar doğurur.


#46

SORU:

Milletvekili seçilme yeterliliği hangi kanunda düzenleme altına alınmıştır?


CEVAP:

Milletvekili seçilme yeterliliği, 1982 Anayasasının 76. maddesinde düzenlenmiştir.


#47

SORU:

Seçilme yeterliliğinin olumlu koşulları nelerdir?


CEVAP:

Bir kişinin milletvekili seçilebilmesi için otuz yaşı doldurmuş olmak ve en az ilkokul derecesine sahip olmak gerekmektedir. Bunlar, seçilme yeterliliğinin olumlu koşullarıdır. Yaşla ilgili, 21.01.2017 tarihli 6771 sayılı Kanunun 76. maddede yaptığı değişiklikle, milletvekili seçilebilme yaşı on sekize indirilmiştir. 


#48

SORU:

Emredici vekalet nedir?


CEVAP:

Anayasadaki düzenlemeye göre milletvekilleri kendi seçim çevrelerindeki seçmenler tarafından azledilemezler. Oysa özel hukuktaki vekâlet akdi, müvekkile, vekilini azil yetkisi sunmaktadır. Anayasanın 80. maddesindeki hüküm karşısında seçmenler, milletvekillerini herhangi bir sebeple azil yetkisine sahip değildir. Buna emredici vekâlet denmektedir.


#49

SORU:

Yasama uyumsuzluğu nedir?


CEVAP:

Milletvekilliği ile bağdaşmayan işlere, literatürde yasama uyumsuzluğu (teşriî imtizaçsızlık) denmektedir. Yasama uyumsuzluğunun amacı, milletvekillerinin yürütme karşısındaki bağımsızlıklarını korumaktır.


#50

SORU:

Yasama bağışıklıklarının türleri nelerdir?


CEVAP:

Parlamenter bağışıklıkların yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Yasama sorumsuzluğuna kısaca söz hürriyeti (freedom of speech), yasama dokunulmazlığına ise tutuklanmama hürriyeti (freedom from arrest) denmektedir.


#51

SORU:

Yasama sorumsuzluğundan anlaşılması gereken nedir?


CEVAP:

Sorumsuzluk, milletvekillerinin meclis çalışmaları sırasındaki oy, söz ve düşünce hürriyetlerini korumaktadır. Diğer bir deyişle, milletvekillerinin meclis çalışmaları sırasındaki oy, söz ve düşünce açıklamaları suç teşkil etse dahi sorumsuzluk güvencesinin gereği olarak, milletvekili hakkında ceza takibi yapılamamaktadır.

Nihayet Anayasa, meclis çalışmaları sırasında milletvekillerinin sergiledikleri oy, söz ve düşünce açıklamalarının dışarıda tekrarlanmasını da sorumsuzluk güvencesinin kapsamına almıştır. Ne var ki TBMM Başkanlık Divanının herhangi bir oturumda kullanılan oy, söz ve düşünce açıklamalarının dışarıda tekrarını yasaklayan bir karar alması halinde, tekrarlanan fiil suç oluşturduğu takdirde sorumsuzluk güvencesinin kapsamına girmeyecektir.


#52

SORU:

Yasama dokunulmazlığının amacı nedir?


CEVAP:

Bu güvence, Anayasanın 83. maddesinin 2. fıkrasından itibaren düzenlenmektedir. Bu hükmün amacı, milletvekillerini asılsız suç isnatlarının yaratabileceği ceza davasının gözaltına alma, tutuklanma gibi tüm aşamalarına karşı korumaktır. Nitekim bu güvenceye, tutuklanmama hürriyeti adı verilmesi de bundan kaynaklanmaktadır.


#53

SORU:

Dokunulmazlık güvencesinin istisnaları nelerdir?


CEVAP:

Dokunulmazlık güvencesi, milletvekillerini tüm ceza takiplerine karşı koruduğu halde; anayasa koyucu, buna iki tür istisna getirmiştir. Bunlardan biri, 83. maddenin 2. fıkrasında hükme bağlandığı gibi, ağır cezayı gerektiren suçüstü halinin varlığıdır. İkinci istisna ise, soruşturmasına milletvekili seçiminden önce başlanmış olmak kaydıyla, Anayasanın 14. maddesini ihlal eden fiillerdir.


#54

SORU:

Dokunulmazlık güvencesi geçici özellikte midir?


CEVAP:

Dokunulmazlık güvencesi, milletvekillerine geçici ve nispi bir koruma sağlamaktadır. Dokunulmazlık güvencesinin geçici ve nispi olmasının en önemli nedeni, bu güvencenin TBMM kararıyla kaldırılabilmesidir. Öte yandan milletvekilliği statüsü, herhangi bir nedenle sona erdiğinde, dokunulmazlık güvencesi de otomatik olarak kalkacağından, bu durumdaki bir milletvekilinin ceza yargılaması yapılabilecek; gerektiğinde, hakkında tutuklama kararı da verilerek bu karar uygulamaya koyulabilecektir.


#55

SORU:

Dokunulmazlık güvencesi sadece milletvekillerine mi tanınmıştır?


CEVAP:

Dokunulmazlık güvencesi ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir husus da bu güvencenin sadece milletvekillerine sunulmadığı, Anayasanın 112. maddesinin son fıkrasıyla, Bakanlar Kuruluna, parlamento dışından atanan bakanlara da tanındığıdır. Bu fıkraya göre: “Bakanlar Kurulu üyelerinden milletvekili olmayanlar (…) bakan sıfatını taşıdıkları sürece milletvekillerinin tâbi oldukları kayıt ve şartlara uyarlar ve yasama dokunulmazlığına sahip bulunurlar.”


#56

SORU:

Yasama dokunulmazlığının kaldırılması veya milletvekilliğinin düşmesi kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?


CEVAP:

“Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine 84 üncü maddenin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya,
kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini on beş gün içerisinde kesin karara bağlar.”


#57

SORU:

Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilen kanunun kabul edilebilmesi için aranan çoğunluk nedir?


CEVAP:

Cumhurbaşkanı yayımlanmasını uygun bulmadığı kanunları aynı süre içinde gerekçesiyle TBMM’ye iade eder. TBMM, iade edilen kanunu, cumhurbaşkanının gerekçeleri doğrultusunda değiştirerek kabul edebileceği gibi, bu gerekçeleri dikkate almaksızın metni aynen kabul de edebilir. TBMM’nin cumhurbaşkanının iade ettiği kanunu aynen kabul etmesi için Anayasa, üye tamsayısının salt çoğunluğunun kabul oyu kullanmasını zorunlu kılmıştır.


#58

SORU:

TBMM'nin denetim yollarını sıralayınız. 


CEVAP:

Meclise dört tür denetim vasıtası sunmuştur. Bunlar, yazılı soru, genel görüşme, Meclis araştırması ve Meclis soruşturmasıdır


#59

SORU:

Anayasa Değişikliği Kanunu, Meclisin hangi denetim vasıtasını ortadan kaldırmıştır?


CEVAP:

Anayasamızın ilk metni, parlamentarizmin bütün unsurlarına yer vermekteydi. Bu unsurlardan biri de gensoru mekanizmasıydı. Gensoru, Anayasamızın 99. maddesiyle düzenlenmişti. Ne var ki, 21.01.2017 tarihli 6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu, başkanlık sistemine geçişi sağlayan düzenlemelere yer verdiği için gensoruyu ilişkin 99. maddede bu kanunla yürürlükten kaldırıldı.


#60

SORU:

Parlamenter hükûmet sistemini kabul eden anayasalarda, yasama organlarının temel yetkileri nelerdir?


CEVAP:

Parlamenter hükûmet sistemini kabul eden anayasalarda, yasama organlarının üç temel yetkisinin mevcut olduğu görülmektedir. Bunlar kanun yapmak, değiştirmek ve kaldırmak; hükûmeti denetlemek ve hükûmet tarafından hazırlanan bütçe kanunlarını kabul etmektir.


#61

SORU:

Bütçe Kanunu teklifleri hangi makam tarafından hazırlanır?


CEVAP:

21.01.2017 tarihli 6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanununun yürürlüğe girmesiyle Türkiye’de başkanlık sistemine geçilmiştir. Bu köklü değişiklik, bütçe kanunu tekliflerinin halkın seçtiği cumhurbaşkanı tarafından hazırlanarak Meclise sunulmasını gerektirmektedir.


#62

SORU:

Savaş ilanına karar verme yetkisi hangi makama aittir?


CEVAP:

Milletlerarası hukukun meşrû saydığı hallerde savaş hali ilânına ve Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği haller dışında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına
izin verme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. 


#63

SORU:

TBMM, genel ve özel af kanununu hangi çoğunlukla kabul edebilir?


CEVAP:

87. maddede 2001’de yapılan değişiklik, TBMM’nin genel ve özel af kanunu kabul etmesine usulî bir sınır getirmiştir. Buna göre TBMM, her iki nitelikteki af kanunlarını basit çoğunlukla değil, ancak üye tamsayısının 3/5’i ile kabul edebilecektir.


#64

SORU:

TBMM, kendisine sunulan yetkileri hangi işlemler yardımıyla yerine getirir?


CEVAP:

TBMM, Anayasanın 87. maddesiyle kendisine sunulan yetkileri, kanunlar ve parlamento kararı olmak üzere farklı işlemlerle yerine getirmektedir. 


#65

SORU:

Parlamento kararları kaç çeşit olarak sınıflandırılabilir?  


CEVAP:

Konu yönünden incelendiklerinde, parlamento kararları çok çeşitlidir. Böyle olmakla beraber, parlamento kararlarını meclisin kendi çalışma usullerini düzenleyen kararlarla, Meclisin yürütme organına ilişkin kararları biçiminde sınıflandırmak mümkündür.


#66

SORU:

Hangi parlamento kararı üzerinde yargı denetimi mümkündür?


CEVAP:

Anayasa hükümleri incelendiğinde, sadece üç tür parlamento kararı üzerinde yargı denetimine olanak tanındığı görülmektedir. Bunlardan ikisi Anayasanın 85. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine ilişkin kararlar yargı denetime tabidir. Anayasa Mahkemesinin yargı denetimine tâbi olan diğer parlamento kararı ise Meclis İçtüzüğü düzenlemeleridir.


#67

SORU:

Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenlenebilecek konuları sıralayınız.


CEVAP:

Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenlenebilecek olan konular şöyledir:
Üst kademe kamu yöneticilerinin atanması, görevlerine son verilmesi ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesi (değişik m.104, f.9); bakanlıkların kurulması, kaldırılması, bunların görevleri ve yetkileriyle teşkilat yapısı, merkez ve taşra teşkilatlarının
kurulmasının Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenlenmesi (değişik m. 106, son fıkra); Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işlerinin, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesi (değişik m.108, son fıkra); Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevlerinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenmesi.